28/2/2009 - ilgilenenler için iddaa kitabı
iddaabir adlı blog sayfasında kitap ile ilgili bilgiler bulabilirsiniz.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/8/2007 - GEÇMİSTEN GÜNÜMÜZE TIP TARiHi
GEÇMİSTEN GÜNÜMÜZE TIP TARiHi
M. Ö. 2000….. Al bu otu ye.
M. S. 1000…… O ot kötü, gel bu duayı oku.
M. S. 1250…… O dua batil inanç, al bu iksiri iç.
M. S. 1500…… O iksirin ne faydasi var, al bu hapi yut.
M. S. 1750…… O hap etkisiz, al bu antibiyotigi iç.
M. S. 2000…… O antibiyotik kimyasal, al bu otu ye.
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/7/2007 - oks tercihleri
Tercihte bulunacaklar dikkat puanım yetmiyor diye puanınızdan 35 -40 puan yukarı yerleri işaretleyimeyi unutmayın. çünkü bu sene genel olarak puanlar biraz düşük gibi geldi okul puanları geçen senenin puanlarına göre daha düşük tercih edeceğiniz okullara 35-40 puan yukarıdan 35 40 puan aşağıdaki okulları terih ediniz. herkese başarılar
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/7/2007 - OKS tercih işlemleri bugün başladı
OKS tercih işlemleri bugün başladı
Ankara -AA- Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) tercih işlemleri bugün başladı.
OKS sonuçlarına göre, 2007-2008 öğretim yılı için resmi ve özel fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, Anadolu liseleri, Anadolu teknik liseleri, Anadolu meslek liseleri, Anadolu öğretmen liseleri, Anadolu imam-hatip liseleri, Anadolu sağlık meslek lisesi, sağlık meslek liseleri, adalet meslek liseleri, Anadolu tapu ve kadastro meslek lisesi, Anadolu tarım meslek liseleri ile tarım meslek liselerine öğrenci yerleştirilecek.
OKS-Türkçe Matematik (OKS-TM) ve OKS-Matematik Fen (MF) puan türlerinin herhangi birinden 160 ve üzeri puan alan adaylar, tercihte bulunabilecekler.
Fen liselerine ve Anadolu sağlık meslek lisesi ile sağlık meslek Liselerine OKS-MF puanıyla diğer okullara ise OKS-TM puanıyla yerleştirme yapılacak. Yerleştirme, adayların puanları ile tercihleri dikkate alınarak, kontenjanlara göre gerçekleştirilecek.
Tercih işlemleri, Milli Eğitim Bakanlığının ''http://oks2007.meb.gov.tr'' veya ''http://www.meb.gov.tr'' adresli internet sitesinden yapılabilecek.
Tercihler, veliler tarafından bireysel olarak ya da ilgili okul müdürlükleri aracılığıyla 20 Temmuz Cuma gününe kadar gerçekleştirilecek. Adaylar tercih işlemlerini mezun oldukları veya sınav başvurularını yaptıkları ilköğretim okulu müdürlüklerinde yürütebilecekler. 160'ın altında puan alan adaylar, tercihte bulunamayacaklar.
Adaylar, okulların özel başvuru ve tercih şartlarına dikkat ederek en fazla 20 okul tercih edebilecekler.Tercih sonuçları, 27 Temmuz Cuma günü açıklanacak. Kesin kayıtlardan sonra boş kalan okul kontenjanları, 8 Ağustos 2007 tarihinde açıklanacak ve ikinci yerleştirme için başvurular 9-14 Ağustos 2007 tarihleri arasında alınacak. İkinci yerleştirme sonuçları da 20 Ağustos 2007 tarihinde açıklanacak.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/6/2007 - Öğrencilere not yerine 'yıldız'
Öğrencilere not yerine 'yıldız'
|
Öğrencilere not yerine 'yıldız'
Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğünce düzenlenen ''İlköğretim Çalıştayı''nda, ''İlköğretim 1, 2. ve 3. sınıf karnelerinde derslerin not yerine 'yıldız' sembolüyle değerlendirilmesi, karnede öğrencinin okuduğu kitap sayısı bölümünün yer alması, seçmeli derslerenot verilmesi ve davranış notlarının OKS'ye yüzde 5 oranında katılmaması'' önerildi.
Akademisyenlerin, eğitimcilerin ve sendika temsilcilerinin katılımıyla Büyük Anadolu Otelinde başlayan çalıştay bugün sona erdi.
''Öğrenci başarısının belirlenmesi ve yeni değerlendirme yaklaşımları'' konularının ele alındığı çalıştayın son gününde tartışılan konulara ilişkin katılımcıların önerilerini içeren genel değerlendirme yapıldı.
Değerlendirmede, ilköğretim 1, 2 ve 3. sınıf karnelerinde ''derslerin değerlendirilmesinde not yerine 'yıldız' sembolünün kullanılması'' belirtilerek, karnede ''sınıf öğretmeninin öğrenci hakkındaki görüşüne yer verdiği, öğrencinin okuduğu kitap sayısının bulunduğu ve okulda görev aldığı sosyal kulüplerin yer alacağı'' bölümlerin olması teklifinde bulunuldu. ''Davranış notu'' bölümünün, ''Zihinsel, bireysel ve sosyal beceriler'' bölümü olarak değiştirilmesi önerildi.
Çalıştayda önerilen diğer hususlar ise şöyle:
5 oranında eklenecek olan davranış notunun katılmaması, -Öğrenci başarısına ilişkin gözlemlerin yarıyıl içinde veli ve öğrenci ile karşılıklı paylaşılması, -Sınıf dışı çalışmaların
-OKS'ye yüzde sınıftaki çalışmaları tamamlamaya dönük ve sınıf içinde öğretmen rehberliğinde tamamlanacak çalışmalar olması, -Performansa dayalı değerlendirmelerin sınıf içi etkinliklerle yürütülmesi, -Yapılacak sınavlarda soruların içeriğinin bilgiyi hatırlama düzeyinin üstünde öğrencilerin üst düzey düşünmesini ölçebilecek nitelikte düzenlenmesi, -Gerek ülke çapında gerekse bölgesel bazda öğrenci başarısını izlemek amaçlı yapılacak merkezi sınavlarının içeriklerinin sorgulanması ve buradaki sınav içeriklerinin bilgi tekrarına dayalı olmaması, -Sınavların amacının sıralama yapmaktan çok durum belirleme olması, -Verilecek çalışmalarda internetin tek bilgi kaynağı olarak öğrencilere sunulmaması. |
|
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/6/2007 - Yüksek beklenti öğrenciyi başarısız kılıyor
Yüksek beklenti öğrenciyi başarısız kılıyor
|
Yüksek beklenti öğrenciyi başarısız kılıyor
SAMSUN (İHA) - Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Güz, OKS ve ÖSS öncesinde yüksek beklenti, mükemmeliyetçilik ve hedefin belirsizliği gibi etkilerin sınav kaygısına neden olduğunu, bu kaygının sınav sırasında başarısızlığı pekiştirdiğini söyledi.
OKS'nin 10 Haziran, ÖSS'nin de 17 Haziran'da gerçekleştirileceğini hatırlatan Doç. Dr. Hatice Güz, sınavların öğrenciler üzerinde büyük bir kaygı kaynağı olduğunu belirtti. Sınav kaygısının “öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili biçimde kullanılmasına engel olan ve başarıyı düşüren yoğun kaygı"ya dendiğini dile getiren Doç. Dr. Güz, başarı için kaygının ne az ne de çok olması gerektiğini dile getirdi.
Doç. Dr. Hatice Güz, kaygının, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumu olduğunu ifade ederek, "Kaygının hiç olmadığı durumlarda kişi tamamen boş verebilir ve başarıya ulaşamayabilir. Bu nedenle başarı için kaygının ne az ne de çok olması gerekmektedir. Sınav kaygısı endişe ve yoğun duygulanım olarak iki boyutta incelenebilir. 'Sınavda başarılı olamayacağım', 'sınav sonunda her şey berbat olacak', 'evdekilerin yüzüne nasıl bakarım', 'herkes benim için ne diyecek', 'diğerlerinden zekam daha geri' gibi olmadık düşünceler kişide yoğun endişeler meydana getirir. Bunun yansıması olarak da kişinin duygulanımı değişir. Gerçeklik hissinin kaybolması, kontrolün kaybedileceği hissi, huzursuzluk, güvensizlik, çaresizlik, öfke, kızgınlık, ümitsizlik, hayal kırıklığı, mutsuzluk yaşar. Fiziksel belirtiler olarak da kalp çarpıntısı, hızlı nefes alıp-verme, nefes darlığı, terleme veya titreme, mide şikayetleri, karın ağrısı, ishal-kabızlık, baş ağrısı, baş dönmesi, uyku bozukluğu, konsantrasyon bozuklukları, yorgunluk belirtileri, yeme alışkanlıklarında değişme gözlenir" dedi.
Sınav kaygısının görülme nedenleri hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Güz, "Kötü çalışma alışkanlıkları, yüksek beklenti düzeyi, mükemmeliyetçi yaklaşım içinde olma, hedefin belirsizliği, görev ve sorumluluklarını erteleme eğiliminde olanlarda sınav kaygısı daha fazla görülür. Ayrıca kendine güvensizlik, karamsarlık, ailenin yanlış tutumları, daha önce yaşanmış başarısızlıkların tekrarlanabileceği endişesi, arkadaş çevresinin olumsuz etkileri, öğrencinin önünde başarılı bir örnek olmaması, aileden kalıtım yoluyla getirilen davranışlar gibi birçok neden daha eklenebilir" diye konuştu.
Sınav kaygısıyla baş edebilmek için her şeyden önce kaygının kaynağının bulunması gerektiğini vurgulayan Hatice Güz, "Kendine güvensizlik mi, hedefin olmaması mı, ailenin tutumu mu?" gibi soruların kaygı taşıyan öğrenciye sorulması gerektiğine değindi.
Doç. Dr. Güz, "Daha sonra planlı çalışma programı hazırlanmalı ve gerçekçi hedefler seçilmeli. Planını uygulamayı başarabildiğini görünce kişinin kendine güveni gelecek, iş yapabilme becerisi gelişecektir. Kendine güvenin gelmesi ise kaygıyı azaltacaktır" şeklinde konuştu. Kendine güven duygusu kaygıyı azalttığına göre; bu duyguyu geliştirici etkinliklere yönelmesinin önemine değinen Doç. Dr. Güz, şunları söyledi:
"Sınava girecek öğrenciler eskiden başarılı olduğu etkinlikleri hatırlamalı, bunu tekrar yapabileceğine kendisini inandırmalıdır. Gerçekçi olmak çok önemlidir. Gerçekçi olunmazsa hedefe yönelik yetersiz çalışmalar güvenini kıracak, kendini beceriksiz hissetmesine yol açacaktır. Öyleyse kendini iyi tanımalı, kapasitesini iyi belirlemeli, bunun için de destek almalıdır. Olumsuz düşünceler olumlularla yer değiştirilmelidir. Kendine kendisi gibi olan, çalışkan arkadaşlardan oluşan bir grup kurmalı veya böyle bir grubun içinde yer almalıdır. Ders dışında da kendini rahatlatacak müzik, spor gibi etkinliklere zaman ayırmalıdır. Ne aile ne de birey kendini başkalarıyla karşılaştırmamalıdır. Kendini kendisiyle karşılaştırmalıdır. Hepsinden önemlisi de sınavın her şey olmadığını, sınavı kazanmak kadar kaybetmenin de normal olduğunu düşünmelidir. Kendi kendine bu sorunları aşamayan bireyler profesyonel yardım almalıdır. Kaygının şiddetine göre psikoterapi veya ilaç tedavisi uygulanması gerekebilir. Bu nokta da diğer bir sorun da, halkımızın psikiyatrik ilaçlara bakış açısının yanlış olmasıdır. Sınav kaygısı olan kişilerde ilaç seçimi yaparken dikkat, konsantrasyon ve hafıza bozukluğu yapmayacak; hatta düzeltecek ilaç seçimleri yapıldığı bilinmelidir."
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/6/2007 - 2. el oto almanın püf noktaları
2. el oto almanın püf noktaları
|
2. el oto almanın püf noktaları
2. el otomobil alımında dikkat edilecek incelikler bulunduğunu ve alınacak aracı görmeye sabah erken saatlerde gidilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, motor soğukken araçların hemen hemen tüm arızalarının ortaya çıktığını kaydetti.
Otomobil satış uzmanı Halit Akın, sabah erken saatte alınmaya gidilen aracın çalıştırılıp motorun ritminin dinlenmesi gerektiğini söyleyerek, "Hatta bir süre yürütün, yürüyen aksamın sesine kulak verin. Motorun düzgün bir ritimle çalışıyor olması çok önemlidir. Eğer sürücü deneme sürüşüne izin vermiyorsa, aracı almayın" uyarısında bulundu.
Arabanın boyasının, şasisinin, jantının ve diğer parçalarının iyice kontrol edilmesinin önemine işaret eden Akın, "Boyası değişmiş mi, şasi komple düzeltilmiş mi, parçalar orijinal mi, yoksa yan sanayi ürünleri mi? Bunlar öğrenilmeli. Bu bilgiler aracın ne durumda olduğunu çok iyi anlatır" dedi.
2. el otomobil almanın püf noktalarından birinin de aracın dış detaylarının gözden kaçırılmaması olduğunu kaydeden Akın, şu bilgileri verdi:
"Çürüme belirtileri olup olmadığını görmek için çamurluk, kapı içleri, bagaj yanları en uygun yerlerdir. Kaportada çizik, delik, sprey boya gibi izler olup olmadığına bakın, bagajı açıp döşemeyi kaldırın ve her yerini kontrol edin."
İç mekan ayrıntılarının atlanmaması gerektiğini açıklarken, "Koltuk ve döşemelerde sigara yanığı, kırık dökük aksesuar, nem kokusu olup olmadığına bakın. Bunlar arabanın nasıl kullanıldığına, kaportanın su sızdırıp sızdırmadığına dair önemli ipuçlarıdır" tavsiyesinde bulunan Halit Akın, şöyle devam etti:
"Arabanın kilometresini mutlaka öğrenmeye çalışın. Kilometre sayacı istenen değere düşürülse bile, lastiklere, saatin camındaki çiziklere, gaz pedalı lastiğinin aşınma durumuna ve hatta sürücü koltuğunun ne kadar yıpranmış olduğuna bakarak aracın gerçek kilometre değeri hakkında aşağı yukarı bir fikir sahibi olabilirsiniz. Ne kadar güzel bir araba olursa olsun, bir de geçmişini dinleyin. Yanınızda işin ustası bir yakınınız varsa kaza geçirip geçirmediğini kolayca anlayabilir. Vergileri ödenmemişse, noter satışından sonra ruhsat için gittiğinizde tüm vergileri ödemek zorunda kalabilirsiniz. Bunu trafikten mutlaka araştırın. Ruhsat sahibinin ayrıca vergi borcu varsa araba polis tarafından her an bağlanabilir, bunun da temiz kağıdını isteyin. Son olarak tüm bakımların zamanında yapılıp yapılmadığını öğrenmek için servis defterini dikkatle kontrol edin."
Alıcının, arabanın sahibini az da olsa tanımaya çalışmasının önemini de belirten Akın, bu kişinin hangi semtte oturduğunun, işe hangi semte gittiğinin, ne iş yaptığının, görüntüsünün, tavırlarının ve konuşmasının bile önemli olduğunu vurguladı. Bütün bu durumların arabanın durumunu etkilediğini dile getiren Akın, iyi gözlemin işe yarayacağını sözlerine ekledi.
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/5/2007 - AKP 25 yaşındakileri aday gösterecek
AKP 25 yaşındakileri aday gösterecek
Ankara (AA)- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 22 Temmuzda yapılacak milletvekili seçiminde "25 yaşındakilerden de aday göstereceklerini" açıkladı.
Erdoğan, TBMM'deki çalışma odasından ayrılırken gazetecilerin, AK Parti'nin 25 yaşının dolduranlardan milletvekili adayı gösterip göstermeyeceklerine ilişkin sorusuna, "25 yaşındakilerden aday göstereceğiz. Neticesi ne olur bilmem" diye cevap verdi.
25 yaşındakilerin milletvekili olmasının önünü açan Anayasa değişikliğinin ilk turu geçtiğimiz hafta yapılmıştı. 6 Mayıs Pazar günü yapılması gereken ikinci tur ise son anda ertelenmişti. YSK'dan görüş almak için düzenlemeyi askıya alan AKP, son anda 25 yaşı uygulamaya koydu.
ÇİÇEK: "AK PARTİ 25 YAŞINDAKİ ADAYLARI KABUL EDECEK"
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, AK Parti'nin 25 yaşındaki adayların başvurusunu kabul edeceğini açıkladı.
Çiçek, TBMM'de gazetecilerin konuya ilişkin sorusunu cevaplarken, ''AK Parti, 25 yaşındaki adayların başvurusunu kabul edecek. O konuda bir sorun yok. Çünkü Anayasa değişti ve seçilme yaşı 25 olarak belirlendi. Anayasa üst norm olduğu için Anayasa hükmü uygulanır. Anayasa hükümleri Seçim Kanunu hükümlerinin üstündedir'' diye konuştu.
Alınan bilgiye göre, 1. tur oylaması tamamlanan 25 yaş ve birleşik oy pusulasına ilişkin Anayasa değişikliği teklifi de yarın gündeme gelecek. Değişikliğin ikiye ayrılacağı, 25 yaşa ilişkin uygulama askıya alınırken, birleşik oy pusulasına ilişkin düzenleme yarın gündeme alınacak.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/5/2007 - Milletvekili adaylarına tavsiyeler
Milletvekili adaylarına tavsiyeler
ANKARA (İHA) - TBMM'nin 22 Temmuz tarihinde seçime gidecek olmasıyla birlikte Ankara'da TBMM, parti genel merkezleri yeni aday adaylarıyla dolup taşmaya başladı.
Binlerce vatandaş milletvekili olmak için sıraya girerken, milletvekili olanlar da toplanmaya başladılar. Kimi milletvekilleri 'yeni seçileceklere 'Allahtan korkun' derken, kimisi de Meclis Genel Kurulu salonunda konuşma yapmadan önce okunmuş prinç yemeyi tavsiye ediyor. Eski miletvekilleri yeni milletvekili olacaklara hem adaylık sürecinde halkla ilişkilerde hem de milletvekili olduktan sonraki süreçte yararlanabilecekleri tüyolar vermeyi ihmal etmiyorlar. Kısa bir süre önce 22 Temmuz'da seçim olacağı için İçişleri Bakanlığın'dan ayrılan ve TBMM'ye sivil bir araçla gelen Abdülkadir Aksu, "Adaylara Allah yardımcıları olsun Allah kolaylık versin hepsine başarılar diliyorum" dedi.
ESKİ MİLLETVEKİLLERİNDEN MİLLETVEKİLİ ADAYLARINA TAVSİYELER
CHP Ordu Sami Tandoğdu: "Aday milletvekilleri bir kere örgütte çalışmış olan ilçe başkanlarımız ve il başkanlarımızın aday olmaları çok olağan ve çok hakları olduğuna inanıyorum. İkincisi insan sevgisi doğa sevgisi, Allah korkusu peygamber sevgisi olan insanların aday olmalarını diliyorum. Üçüncüsü siyasete kendisini alıştırmış, siyasi kültürü siyasi karizması bilhassa yabanı dil bilen arkadaşlarımızın aday olmasını tavsiye ediyorum. Çünkü AB aşamasında AB'ye girmek olduğumuz bu günlerde parlamentoda genç mesleğinde başarılı en aşağı bir lisan bilen milletvekili adaylarının parlamentoya girmesini canı gönülden istiyorum. Bu Türkiye'nin geleceğini, etkileyecek çok önemli faktörlerden biridir. 2007 seçimleri 22 Temmuz 2007 Temmuz seçimleri gelecek 50 yılın seçimi olacaktır. O nedenle çok önemsenecek bir seçimdir".
Tandoğdu tavsiyelerini halka da yaparken herkesin oy kullanmasını istedi ve halka yalan söylenmemesini istedi: "Evet halk her şeyi biliyor. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir vecizesi hala TBMM'de bu nedenle duruyor. Halk her şeyi bilincinde. Halka güveniyorum, sandığa güveniyorum. Sandık da göründüğü gibi masum değildir onun içinden ne çıkacağı belli değil, onun üzerinden yorum yapmak onun üzerinde bir takım eleştirilerde bulunmak yanlıştır ama en doğruyu çıkaracağı inancım büyüktür".
HEYECANDAN ZANGIR ZANGIR TİTREMEYE KARŞI OKUNMUŞ PİRİNÇ
Tandoğdu, milletvekili adayı vekil seçildikten sonra yapmaları gerektiklerini ise şöyle sıralıyor: "Gelsinler bakalım da. Burada biz onlara yardımcı olacağız. Olması gereken her şeyde yardımcı olacağız. Ben ilk geldiğimde heyecandan zangır zangır titreyen, imtihana girecek öğrencilerin, ben çok iyi hatırlarım ortaokul çağlarında lise çağlarında rahmetli annem pirinç okurdu, bunları yut da içeride bülbül gibi şakırdarsın derdi. Kayseri'de bu adetti. Kapıda titremekten heyecandan pirinçleri ağzıma atamadığım günleri hatırlarım. İlk milletvekili olduğumda ilk imzayı attığımda ve bize yol gösteren arkadaşların arkasından yürürken zangır zangır titriyordum. Hala o zevki yaşıyorum. Kürsü olayı anormal derece büyük bir heyecan, elinde metninizi hazırlıyorsunuz, günlerce hazırlık yapıyorsunuz bir hafta on gün, son çalışmalarınızı yapıyorsunuz kürsüye çıkıyorsunuz yazdıklarınızla alakalı olmayan konulara giriyorsunuz. Hele laf atma olayı. Beni hiç rahat bırakmıyorlar".
CHP Van Milletvekili Mehmet Kartal ise milletvekili adaylarına yüz yüze iletişimi öneriyor: "Parti programlarını çok iyi öğrenmeleri lazım parti disiplinini bilmeleri lazım, seçmenle yüz yüze görüşmelerinde çok büyük yarar vardır. Yüz yüze iletişim öneriyorum. Meclise sorunları bilerek taşımaları. Seçim sürecinde verecekleri yapamayacakları vaatleri vermelerini diliyorum".
Kartal'ın, Ankara'ya gelecek yeni milletvekillerine kürsüyle ilgili tüyoları ise şöyle: "Meclise sürekli devam etmelerini önereceğim. Görev aldıkları komisyonlara ilgili komisyonlara çok iyi hazırlıklı gitmelerini öneriyorum. Meclisin saygınlığına layık şekilde davranmalarını istiyorum. Benim için çok farklı. Benim ailem 1954'den beri parlamentoya üye veren bir aile. Yabancısı değilim. Amcam İlyas Kartal 4 yıl yaşlı üyesi sıfatıyla geçici başkan vekilliği yaptı. Kürsüye çıktığımda hitap şekliyle belli heyecan oluyor. Laflar atılıyordu. Çok enteresan mahalli idarelerle ilgili bir yasa var. Yasada benim görüşeceğim madde onda sadece bakanlık müşavirinin 3'ten 8'e çıkarılması. Ben şöyle başlamıştım. Dedim ki bu ülkede 300 küsur bankamatik memuru var, daire uğramadan maaşını alan. Masası yeri olmayan insanlarımız var. Üçten dörde çıkarmışsınız önemi yoktur. Bu tamamen siyasi bir karar olur dedim".
BOL KESEDEN VAAT VERMEYİN
AK Parti Kırıkkale Milletvekil Vahit Erdem ise adayların bol keseden vaat vermemeleri tavsiyesinde bulundu: "İstifa edenlerin bir kısmı bölgesinde hazır sayılan bir kısmı bir kısmı hiç tanınmıyordur. Ama istifa ettikten sonra gidince görecekler ki bürokrasiyle siyaset hiç birbirine benzemiyor. Bürokraside belli bir seviyedeyse, istifa edep halka gittiği zaman tam halkın seviyesine inmek mecburiyeti var. Orda eksiden müsteşardı, eskiden bilmem genel müdürdü vesaire diye bakmıyor halk. Eeee şimdi geldin bana benden oy istiyorsan söyle bakalım bana ne vereceksin seçildikten sonra nasıl bir milletvekili olacaksın. O bakımdan milletvekili adaylarının halkla diyalogda halkın seviyesine inip halkla aynı seviyede konuşur bir duruma gelmesi lazım. Artık siyasette eski söylemler değişti. Halk bilinçlendi. Her şeyi takip ediyor. Enformasyon teknoloji bilişim teknolojisi çok gelişti her şeyi biliyor takip ediyor. Halka vereceğiniz mesajlarda çok dikkatli olmanız lazım. Söylediğiniz şeylerin doğru olması lazım.
Argümanlarınızın sağlam olması lazım. Öyle eskisi gibi geleceğiz buğday fiyatını çıkaracağız işsizliği çözeceğiz, mercimek fiyatını şuna çıkaracağız, desteklemede şöyle yapacağız yok. Devletin dengeleri var, devletin bütçesi var kamu maliyesi var bunların bozulduğunda geçmiş yıllarda nelere malolduğunu Türkiye de gördük. O bakımdan havadan bedava vaatlerde bulunmaması lazım. İlerde hasbelkader seçilirsi çok büyük sıkıntıyla karşı karşıya kalır. Ben böyle bir tecrübeyi yaşadım. Ben neyin olacağını neyin olmayacağını söylüyordum. Olmayacak şeye olmaz bu kardeşim diyordum. Baştan bana kızıyordu şimdi alıştı Kırıkkale çevresi. Vahit bey öyle eğri büğrü söylemez verdik".
Vahit Erdem'in yeni milletvekillerine tavsiyeleri şöyle: "Ben yeni milletvekillerine de o istikamette hareket etmelerini halkla diyalogda dürüst olmalarını, halkın taleplerine karşı verdiği cevaplarda devletle devletin imkanlarını gözeterek doğru cevap vermelerini tavsiye ediyorum. Gayet tabi siyasette bir esnekli olacak, bazı vaatleri de vermek durumunda kalacak ama bu vaatlerin en az yüzde 80'inin fizibıl olabilir vaatler olması gerektiğini tavsiye ediyorum.
Aksi takdirde halk anlar. Gelir derse kihepinize iş bulacağım halk sorar nerede iş bulacaksın devlet böyle özel sektör böyle, size yüksek fiyat vereceğiz, çiftçi gelirlerini artıracağız derse hangi kaynakla der. Milletvekillerinin bilinçli halka gitmelerini tavsiye ediyorum. Devletin yapısını iyi öğrenip, bugünkü geldiğimi noktayı iyi kavrayıp halkla ona göre iyi diyalog kurmaları gerektiği kaatindeyim. Evvela meclisi tanıyacaklar altyapısını ana binayı genel kurul tanıyacaklar ondan sonra uzun süre bir gözlemde bulunmaları lazım. Meclis kürsüsüne çıkmadan. Buna alışkın olanların dışındakiler için söylüyorum. Ondan sonra aktif olmasını tavsiye ediyorum. Yeni gelenlere Meclis genel sekreterliği gerekli brifingleri veriyor, tanıtıyor Meclis yerleşkesini, yemekhane hizmetlerini, milletvekilleri halk ve hukukuyla ilgili evvela bunu öğrenecek sonra da parlamentoda çalışmayı. Esaslarını öğrenecek Meclis tüzüğün anayasayı, söz alma konuşma nasıl konuşulur. Bu da zaman gerektiriyor. Ondan sonra da aktif milletvekili.
Laf atanlara. Ön sırada oturanlar bilhassa hangi partide olursa olsun, ön sıranın bir özelliği var duramıyor karşısında konuşana laf atıyor ben de bir defa oldu laf attım sonra o milletvekilimiz kürsüye çıktığında kürsüye çıktığında Vahit bey haklı şöyle düzeltiyorum dedi ben de laf attım yani".
AK Parti Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın ise tavsiyesi partilere: "Bütün partilere tavsiyem olacak. Anayasanın 14. maddesini dikkate alsınlar. Ülkenin bölünmez bütünlüğüyle ilgili hakkında soruşturma yapılan o konuda tereddütler olan kişileri aday adayı olarak kabul etmesinler. Laikliğe cumhuriyete aykırı davranan kişileri de aday adayı olarak bırakın aday olmayı listeye almasınlar." dedi
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/5/2007 - Kanola umuda çiçek oldu
Kanola umuda çiçek oldu
SAMSUN (İHA) - Samsun'un 19 Mayıs ilçesinde çiftçinin yeni umudu, kuraklıktan ve soğuktan etkilenmeyen kanola bitkisi oldu.
19 Mayıs İlçe Tarım Müdürü Adnan Akıncı, Ziraat Odası Başkanı Bayram Konuş, Tarım Kredi Kooperatifi Müdürü Yakup Konuş ve muhtarlardan oluşan heyet, ilçede bulunan 3 bin 500 dekarlık kanola ekili arazileri inceledi. Kanolanın tütüne alternatif olduğunu belirten 19 Mayıs Ziraat Odası Başkanı Bayram Konuş, "Sonbaharda ekilen, Mayıs-Haziran ayında hasadı yapılan kanolanın çiftçiler için en büyük avantajı ikinci ürün yetiştirme şansının olmasıdır. İlçemize bağlı 10 köyde tütün üretimi var. Yılın 13 ayında tütünün meşakkatli dönemi var. Kırsal köylerimizde tütün ve buğday üretimi yapılıyor. Kanolanın ilçemizde yaygınlaşması için kendi arazilerimizi kanola ekerek çiftçiye öncülük yaptık" dedi.
Bayram Konuş ve amcasının oğlu 19 Mayıs Tarım Kredi Kooperatifi Müdürü Yakup Konuş, çiftçilere örnek olmak için 100'er dekar bu sene kanola ekimi yaptıklarını kaydetti. Yakup Konuş, kanola ürününün pazarlanmasında herhangi bir sıkıntı bulunmadığını, dekara 450-550 kilogram verim beklediklerini ifade ederek, "Kooperatif ortaklarımız ve bölge çiftçimizin tarımsal gelirini artırmak, kooperatif tahsilat akışını hızlandırmak ve satışını yaptığımız mal çeşitliliğini artırmak için alternatif ürün olarak kanola üretimini çiftçilerimize teşvik ediyoruz" diye konuştu.
19 Mayıs İlçe Tarım Müdürü Adnan Akıncı ise, 19 Mayıs ilçesinde 3 bin 500 dekar tarım arazisine bu sene 5 köy ve şehir merkezinde bulunan 2 mahalleye 55 çiftçi tarafından kanola ekimi yapıldığını açıkladı. Akıncı, "Yaptığımız incelemeler sonucu bu arazilerin toplamından 1.5-2 bin ton rekolte tahmin ediyoruz. Tütüne alternatif olarak tütün ekili tarım arazilerine kanola ektirerek, özellikle sözleşmeli ekim sayesinde çiftçinin kazancını kanola ekimi sayesinde güvence altına aldık" şeklinde konuştu.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
gezi seyahat doğakonuları ve başka ülkelerin yaşam biçimi
ve kültürlerine ilgi duyuyorum.ayrıca ekonomi borsa vbkonularla da ilgiliyim.
Kategoriler
Arkadaşlarım
|